Archive for the ‘Güzel Sözler’ Category

Ekim 14th, 2010

‘Türkler AB dışında tutubilir ama Aşkın Birliği dışında tutulamaz’

Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği rezidansında, büyükelçilik ve DC Türk-Amerikan Derneği’nin (ATA-DC) işbirliğiyle, “Şiirlerle, Resimlerle Türkün Aşkı” etkinliği düzenlendi.

Büyükelçilik Müsteşarı Süleyman Gökçe, açılışta yaptığı konuşmada, programdan elde edilen gelirin Washington’daki Atatürk Okulu ve Dışişleri Bakanlığı Mensupları Eşleri Derneği’nin hayır amaçlı faaliyetleri için kullanılacağını söyledi.

Programda, 6. yüzyıldan günümüze, Türklerin, romantik, mistik, lirik ve satirik aşk şiirlerini, Mevlana, Yunus Emre, Fuzuli, Karacaoğlan, Orhan Veli, Nazım Hikmet, Yahya Kemal ve Attila İlhan gibi önemli şairlerden örneklerle ve slayt gösterileriyle sunan Kenter ve Halman, izleyenleri hem büyüledi hem de şiir aralarındaki esprilerle güldürdü.

Sanatçı İlhan Özulu da şiir aralarında Yunus Emre’nin “Gel gör beni aşk neyledi” ilahisinden “Üsküdara Giderken” parçasına, bestelenen bazı aşk şiirlerini seslendirdi.

-PROGRAMDAN SEÇMELER-

Programda, Türklerin aşk şiirleriyle bağını anlatan Halman, şu mısraları söyledi:

“Şiir Türkler için hazinedir, yazmak milli vazifedir, şiir sevmeyen Türk nadir, şiir yazmayan Türk daha nadirdir. Bizde şiir her şeye kadirdir, sesi, gücü Tanrıdan gelir, dinleyenin ruhu yücelir, sağlığımıza birebirdir, Aziz Nesin söylemiş, doğru söze ne denir: ‘Her 3 Türkün 4′ü şair’! Genç, yaşlı herkes ona esir, iktidarsızlar için mesir, şiir duyunca yüzde tebessüm belirir, delirecek olan daha zevkli delirir.”

İngiltere’de Victoria döneminde “mükemmel ve şair aşık” Türk erkeği imajı bulunduğunu ve bunun bir romana konu olduğunu ifade eden Halman, “1960′lı yıllarda Amerika’da porno filmi yaptılar o romandan, ben de izleyip Türk olmakla çok iftihar ettim” esprisini yaptı.

Halman, dünyanın ilk aşk şiirinin Anadolu’da yazıldığını kaydetti.

Kenter ise Fransa’da Türk edebiyatına yönelik çıkan kitabın Türk Şiir Antolojisi olduğunu söyledi. Kenter, “Biz Türkleri Avrupa Birliğinin dışında tutabilirler ama aşkın birliği dışında tutamazlar” diye konuştu.

AA

Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,

Ekim 14th, 2010

Michelangelo’nun kayıp tablosu bulundu

İtalyan sanat tarihçisi Antonio Forcellino, ABD’de New York eyaletinin Buffalo kenti yakınındaki Tonawanda kasabasında yaşayan Martin Nober ailesinin elinde, “gerçek Michalengelo tablosu olduğunu” saptadı.

Yarbay Martin Noben, Associated Press ajansına, 1475-1564 yıllarında yaşayan Rönesans’ın dahi heykeltıraşı Michalengelo’nun resminin, 4 kuşak önceki dedesinin baldızına, bir Alman barones tarafından emanet edildiğini söyledi.

Tarihçi Forcellino, ebadı belirtilmeyen resmi yıllardır araştırıyordu. Tarihte emsalsiz “Davud” heykelinin “çekiç işçisi” mimar-ressam Michelangelo’nun “Kayıp Meryem Ana ve Hazreti İsa” resmi olarak adlandırılan tablosunun bulunuşu, sanat dünyasını dalgalandırdı. Michalengelo’nun kiralık kasaya konulan tablosunun, 300 milyon dolardan satışa çıkabileceği belirtildi.

kullan

AA

Tags: , , , , , , ,

Ekim 12th, 2010

Cam güzeli eserler görücüye çıktı

Ulusal ve uluslararası 44 sanatçının eserlerinin yer aldığı “Cam Ocağı Ege’de” isimli sergi, Ege Üniversitesi (EÜ) Atatürk Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde 24 Ekim’e kadar gezilebilir.

EÜ Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, açılışta yaptığı konuşmada, “Bu cam sergisiyle ilgili bir şey söylemeye gerek yok. Birçok sergi açılışı yaptık ama bu kadar kalabalığını görmedim. Serginin böyle biy ilgiyle karşılaşması çok güzel. Herhalde bu da İzmir’in farkı.” dedi. Cam Ocağı Vakfı kurucusu Yılmaz Yalçınkaya ise, “2009 yılındaki EgeART etkinliğine de bazı eserlerimizle katılmıştık. Bu sergiyi açma çağrısı, EÜAtatürk Kültür Merkezi Müdürü Serpil Zeytin ve Tüzüm Kızılcan tarafından yapıldı. Ayrıca burada karşılaştığımız yoğun ilginin bizi fazlasıyla mutlu ettiğini belirtmek isterim.” şeklinde konuştu.

Cam tasarımcısı ve Cam Ocağı’nda mimari cam üzerine tasarım direktörlüğü yapan Heyecan Ural da şunları kaydetti: “Cama şekil vermek uğraş ister. Tasarımlarımız biraz planlayarak, biraz da yaparken ortaya çıkıyor. Eseri yapmadan bir ay önce,e ne istediğinizi planlamak gerekiyor. Camı seviyorum ve her baktığımda başka bir güzellik görüyorum.”

 

CİHAN

Tags: , , , , , , , , , , ,

Ekim 12th, 2010

Duman, Eurovision’suz dünyaya açılma peşinde

Türkiye, onları ilk kez 1999 yılında çıkardıkları ”Eski Köprünün Altıda” albümü ile tanıdı. Oldukça ilgi gören bu albümün ardından 2005′te çıkardıkları ”Seni Kendime Sakladım” albümü, grubun, müzik dünyasında uzun yıllar kalıcı olacaklarının sinyallerini verdi. Hayran kitlesini daha da büyüten Duman, 2009 yılında pek de alışık olunmayan bir formatta her birinde 10′ar bestelerinin yer aldığı 2 CD’den oluşan ”Duman 1 & 2” albümünü dinleyicilerin ilgisine sundu. Oldukça beğenilen bu albümlerde yer alan ”Dibine Kadar” ve ‘Senden Daha Güzel” gibi parçalar, konserlerinde en çok istek yapılan şarkılar arasına girmeyi başardı.

Kaan Tangöze, Ari Borakas ve Batuhan Mutlugil ile başından bu yana birlikteliklerini sürdüren grupta tek değişiklik, kurulduğu yıllarda davul çalan Alen Konakoğlu’nun yerine Cengiz Baysal’a bırakması oldu.

Grubun kurucuları arasında yer alan ve şarkılarda vokal görevini de üstlenen Kaan Tangöze, AA muhabirine yaptığı açıklamada, grubu bir arada tutan gücün ”eski arkadaş olmaları, hatta birbirlerini çocukluk döneminden bu yana tanımaları” şeklinde özetledi.

”Ortak noktamız olan müziği çok severek yapıyoruz. Bizim için, müziğin dışındaki konular teferruat kalıyor. Müzikte birleştiğimiz, onun dışında da birbirimize saygı ve sevgimiz tam olduğu için bu durum keyifle devam ediyor”diye konuşan Tangöze, dünyaya açılmak istediklerini ifade etti.

Tangöze, ”Dünyaya açılmak içimizde hep olan bir hayal. Yazdığımız ancak henüz ortaya çıkarmadığımız İngilizce parçalarımız var. Yoğun konser trafiğinden fırsat bulup da İngilizce albüm projesine bir türlü eğilemedik, ancak yarın öbür gün ne olur bilinmez. Fırsatını bulur bulmaz, bu albümü çıkarabiliriz” dedi.

Türkçenin, yapısı itibarıyla rock müziğin melodik yapısına uymadığı yönündeki görüşlere katılmadıklarının altını çizen Tangöze, ”Biz bu konuda zorlanmıyoruz. Hatta Türkçe sözler tam da oturuyor bizim yazdığımız melodilerin üzerine. Türkçe düşünen insan, Türkçe melodiler üzerinden kolaylıkla gider ve sorun yaşamaz” görüşünü dile getirdi.

-EUROVISION VE DUMAN-

Grup olarak Eurovision şarkı yarışmasını keyifle takip ettiklerini, ancak katılmayı düşünmediklerini belirten Tangöze, ”Eurovision’u genç ve amatör müzisyenlerin katılıp, oralardan bir yerlere gelebilecekleri güzel bir platform olarak görüyoruz. Popüler isimlerin değil de kendilerini tanıtmak isteyen genç yeteneklerin bir platformu olarak gördük hep Eurovision’u. Ama keyifle izliyor ve derece almamıza gönülden seviniyoruz.” diye konuştu.

Kaan Tangöze, ”Medyada neden fazla görünmedikleri”ne ilişkin soruya, ”Müzisyenin dili şarkılarıdır. Albümümüz çıktığında bilgilendiriyoruz, medya mensupları da konserlerimizi izleyip haberleştiriyorlar. Bunun dışında bir müzisyenin kalkıp da sürekli medyaya bir şeyler söylemesini gerektirecek bir şey yok bizce” yanıtını verdi.

Duman’ın dinleyici kitlesiyle iletişimini oldukça sık verdikleri konserler aracılığıyla kurduklarını anlatan Tangöze, ”En önemli olay çok çalmak, konserler vermek, orada insanlarla buluşmak… Seyirci güzel olunca kaptırıp gidiyoruz. Pestilimiz çıkana kadar da çalıyoruz” dedi.

Geçtiğimiz ay içinde eşi Seçkin Piriler Tangöze ile bir erkek bebekleri dünyaya gelen Kaan Tangöze, baba olmanın kendisini heyecanlandırdığını ifade ederek, ”Müthiş bir duygu babalık… Hayatın tamamını dolduran bir şey. Boşluğa düşmüyor insan bebekten sonra. Ben de her şeyiyle ilgilenmeye çalışıyorum. Bir tek süt veremiyorum…” diye konuştu.

AA

Tags: , , ,